i love modaturkiye

31 Ekim 2012 Çarşamba

Ne kadar istesem de

Bak benden arta kalan
Biraz kül biraz duman
Ne kadar istesem de
Ben seni arayamam

Ruhum rüyaya dalmış
Dünya uzak, gerçek yavan
Sanki bir yok bir de varmış
Ben seni arayamam

Keşke yanımda olsaydın
Kolay olurdu o zaman
Ben sussam sen anlatsaydın
Yorulunca uyusaydın

Kolay mı sanıyorsun
Kolaysa yan o zaman
Yağmurum ol in üstüme
Ben böyle yaşayamam

Halimi görüyorsun
Bir şeyler yap o zaman
Sebebim var biliyorsun
Ben seni arayamam

24 Ekim 2012 Çarşamba

2 ay önce

2 ay önce benim hayatımın en berbat günleriydi.
En çok acı çektiğim zamandı.Acım çok azalmadı ama ayakta durabiliyorum.
2 ay önce öyle kötü üst üste geldi ki acılarımı tam yaşayamadım.
Bu yüzden bir aptallık çöktü üstüme.Önce bir yumruk yiyip sonra diğer yanağınıza yumruk yiyince en sonra biri burnunuza yumruk atınca nasıl sersem hatta travma yaşadığınızı düşünün.
Hiçbir şeyde gözüm yok.
Yaşayanlar yerlerinde sağ olsunlar.
Ben dedemi istiyorum.
2 ay önceye dönüp ramazan bayramında ona "kendine iyi bak." diyip yanaklarını öptüğüm.Ki o yanaklar nasıl sıcaktı.Sevdiklerimi çok doya doya öpmedim ben.Hep bir eksik bıraktım.Kendim için bile öpmedim.Keşke daha çok öpebilseydim dedemi.
Keşke göğsüme bastırıp "dedem" diyebilseydim dolu dolu.
Ama öyle inandırmıştı ki güçlü duruşuna beni.Morgda onu görmesem inanamazdım.
Sanırım en muhtaç olduğum anda dünyada tüm sevdiklerim beni yalnız bırakmıştı.Acımı kendim taşımalıydım.
2 ay geçti.
Yemek yiyorum,uyuyorum ,gülüyorum,ağlıyorum.Ama 2 ay önceye dönemiyorum.
Bir anda yağan ağlama krizlerimi durdurabilsem hayat daha kolay olabilir.
Mızmız bir kız değilim.
Hatta ağlamam ani baskınlı ve anlıktır.
Ama ne yapayım özledim.
O dağ gibi adam.Gerçekten dağ gibi ya kapı kadar adam.Bir anda kayıp gitti.
Sevineyim mi gördüm diye üzüleyim mi..
Biliyorum herkes ölecek.
Bende öleceğim.Üç kuruşluk bedenim toprak olacak.Ama sevdiklerim ölünce olmuyor.
Nazilli eskiden benim için Dedem demekti tamam anneannem var ama dedemin gücü çok başkaymış daha net görüyorum.
Zavallı anneannem aklı yerine geldikçe okşayıp resimlerini öperken..
Yarın dedemin elini öpemeyecek olmam gerçeği.
Bayram gibi değil.
Sıradan bir gün gibi.
Öyle işte.
2 ay önceye geri dönsem yine keder.
Yine keder.



Metro

Metrolar benim yalnızlığımı körükleyen en büyük felaket olmasının yanında günde en az 2 kere binmek zorundayım.Okula metro ile gidip geliyorum ziraa..
Metroya giderken yolda her zaman yalnızlığa bir adım daha yürürüm.Ve girdiğimde artık tamamen yalnızım.
Metro benim için anı olsa da aynı zamanda bir acı makinesi.
Beni acılara götürüyor sanki okul yerine.Metrodan inince yine normal ben olacağım.Bunu biliyorum.Tek umudum bu.
Metro bana burukluğumu,hayal kırıklıklarımı ve içerideki tüm insanların nasıl yalnızlaştığını gösterir gibi.Birbirlerini tanımayan onlarca insan.Metroya yetişmek için buna bende dahil çırpınıp dururlar.
Hepimiz umarsızca hayat denilen yerde yer kapar gibi yer kaparız en azından bir yer bulamasak bile uygun yerleri tutmaya gayret ederiz.Binemezsen hayattan yani metrodan atılmış bir diğer şansı yani metroyu beklemek zorunda kalırsın.
Metroya binmiş olmamış bizi şanslı yada şanssız yapabilir.
Fakat metro ne olursa olsun beni düşünce krizlerine sokuyor.
Metroya her binişimde dilime gelen bir şarkı var oda budur..

Emel Sayın-Duydum ki unutmuşsun

Duydum ki unutmussun gözlerimin rengini
Yazik olmus o gözlerden sana akan yaslara
Bir zamanlar sevginle ateslenen basimi
Dizlerinin yerine dayasaydim taslara
Bir zamanlar sevginle ateslenen basimi
Dizlerinin yerine dayasaydim taslara

Seni Seviyorum Ancak Böyle Anlatılır;

 Üşüdün mü? Titriyorsun
 Bütün bunların yaşanması gerekiyor muydu?!
  Bana neden kızdığını söyle Armağan?
  Çünkü o zavallı kızın canını yaktın!
  Canını yakmak için ne yaptım?
  Onu bu gece neden yalnız bıraktın? Neden!?
 Sana bakmaya çıkmıştım.
 Bana mı? İnanmıyorum! Orada sana deli gibi Aşık ve yardıma ihtiyacı olan bir kız varken sen bana bakmaya çıkmıştın, öyle mi!?
  Evet. Benimde yardıma ihtiyacım vardı. O çocuğa evet dedin mi?
 Bu seni neden ilgilendiriyor?
 Çünkü evet demeni istemiyorum.
 Bak Haydar!
 Dedin mi cevap ver?
  Demedim; ama demeyeceğim anlamına da gelmez!
  Ben... Seni seviyorum Armağan...
  Ne?
 Seni seviyorum dedim. Seni, doğduğum, nefes aldığım günden beri, toprağın sıcağı avuçladığından beri, ağacın dibine oturup yaktığım türkülerden beri seviyorum. Hiç görmeden bildiğim, görünce tanıdığımsın. Yanımda yokken sen bende varsın. Yanımda varken ben sende yok oluyorum. İşte söyledim Armağan. İki yıllık sessizliğimin mührünü söküp attım; gerisi sana kalmış. 

- ...
 Dur!.. Birşey demeden yollamam seni.
  Sana ne diyeyim bilmiyorum.
 Bana neden kızgın olduğunu söyleyeceksin.
 Söyledim ya, İclal'e acı çektirdin. 
  İclal, benim O'nu kardeş gibi sevdiğimi biliyordu. 
  Sana duyduğu Aşk hoşuna gidiyordu. Sana dokunması, sana sarılması, sana sığınması!
 Hayır! Rezzan hocam içindi. Peki sen niye beni İclal'e doğru ittin?
 Ben vicdanımın sesini dinledim.
 Diğer kızlar dururken niye en çok sen bağrına bastın?
  Çünkü çok çaresizdi.
  Sen İclal'i kıskandın.
  Madem böyle düşünüyordun, O'nu neden eve getirdin?
  Söyle Armağan, İclal'i kıskandın değil mi?
  Hayır!
 Kıskandığın için vicdanın seni ayıpladı değil mi?
 Hayır!
  Kendinden sakladığın hayaletler İclal gelince hortlamadı mı?
  Hayır!!. Evet kıskandım! Evet kıskandım! Evet kıskandım!..
  Niye peki?
 Çünkü sen benimdin, benim parçamdın O'nun değil!..
  Sana son defa soruyorum; bir daha da sormayacağım: "benim bir parçamsın" ne demek Armağan?
 - !..
 Ne demek?!
  ...kabul etmekten deliler gibi korktuğum için kırk kilide vurup sakladığım her şey demek! Yitirdiğim çocukluğumdan saklı kalan masumiyet demek! Bir türlü yol bulup Yüreğimden dilime gelmeyen o cümle demek! Bende Seni seviyorum Haydar demek!.. Bende Seni seviyorum demek!..



Ne ekmek ne su


Uyanıver gökyüzüyle sonsuzluğa
Unutuver
Hatırlatırsa ellerin
Süzülsün dudaklarından
Yıllar boyunca
Son bir nefes, acın katlanınca bana yoksun
Biliyorum
Usul usul eriyorum
Kararıyor gözlerim hep
Yorgun
Yığılır kalır
Yüreğim
Donuk gözlerinde
Ter atar deniz geceler indiğinde bana yoksun biliyorum usul
Usul eriyorum kararıyor gözlerim hep yorgunum
Ne ekmek, ne de su
Sensizlik korkusu
Istemem yeter ki sen
Yanımda ol.
Yeter!


22 Ekim 2012 Pazartesi

Tepsinler

Bir daha aynı şeyi yaparsam beynimi eşşekler tepsin..
Cidden bir daha bu hatayı yapmayacağım.
Yazık yemin ederim tiksindim midem bulandı..Pislik!

21 Ekim 2012 Pazar

Yazmak Ağzı Lal Olanı Neyler

Ağzı lal olanın gönlü konuşur yazarken.
Yüreği açılır sonuna kadar.Bir fırtına gibi eser çorak çöllere.Yakar yüreğinin kapısını.Diyemez çıkmaz ağzından sözler.Ağzı lal olanın gönlü ne eylesin.
Susmak figan etmektir hayata.
Kadehlere vurmadan su ile sarhoş olabilmektir.
Her koku her gülüş her keder demektir.Lal olmuş bir ağız ,dili kesilmiş bir adamdan beterse kim ne eylesin.
Gönlü yerinde olmayanı.Gönlü parelenmiş deşilmiş olanı kim ne eylesin.Kendine mecali yoksa eğer.Kendine gücü yoksa.Uyanıp uyanıp uyandığına kahrolan.Gülerken ağzının içinde kederler toplayan dili görenlere laldır.
Görmeyen gözler.Gülen gözleri görür içini göremez.Dibe inemez daha fazla.
Dil sussa yürek bağırır..
Ama duyan yok pare pare ömür yine..




Gider çünkü;

   Seven kadın terk etmez!.Sevdiğinin mutluluğu için kendi mutsuzluğunu göze alıp.. Vazgeçer!..


19 Ekim 2012 Cuma

Hayat Kimdi

Hayat kimdi.Neydi.Niye vardı.
?
Bu soruların hiçbiri hakkında en küçük bir merakı olmayan insanlardan olmayan biriyim.Evet bu karmaşık kelimeyi anladıysan devam edebilirsin.
Hayatı bu kadar güzel kılan ne.?
Beklentiler,hayaller,aile,sevgili,dostlar,arkadaşlar,yemekler....?
Hangisi veya hangileri?
İçimden bir ses bana sevdiklerin ve ailenle isen en önemlisi de kendin olarak yaşayabilirsen ,Hayat odur diyor..
Çok mu klişeyim bilmiyorum.Aslında bir önemi yok.
Kimseden farklıyım gibi bir derdim yok.Olduğum kadar buyum.
Hayat kim bilmiyorum.
Ama hayatta olmamı sağlayan bir yaratıcı Allah'ım var.
Ve ne olursa olsun bana hayata tutunma sihrini üflüyor.
Görüyorum ki hayat bir çiçeğin açışında,bir güneşin doğuşunda,ciğerlerin yanmışken bir bardak suda,çıplak ayaklarınla kumların üzerinde.Hayat tam olarak yüzündeki değil kalbindeki gülücükte.
Hayat bence bu!




                                                       -Hayat paylaşınca güzel(sonunda iğrençleşti.)

4 Mevsim


Bir rüzgar eserse ensenden doğru içeri
Göğsüne değerse serin bir soğuk sevgilim
Bil ki biri uzaklarda çok üşümüş bekliyor
Elleri titremiş belki seni özlüyor
Bir gün yağmur inerse gökyüzünden
Çarparsa inceden inceye nefesinden
Bil ki sevgilim biri ağlıyor uzakta
Belki seni hatırlıyor, kalbi firar
Bir gün güneş yakarsa yüzünü sevgilim
Bil ki biri seni düşünüyor uzaklarda
Kalbine kor gibi düşmüşsün orada
Cayır cayır yakarsın bir ciğeri
Sevgilim dört mevsim gibisin
Üşüttün yaktın ve daha neler bilirsin
Sevgilim dört mevsim gibisin
Yaprak döktün filiz yeşerttin ..Kalbinde birinin.. uzakta
(11.04.2012)
G.

Yazabildiğim bir kaç güzel şiirlerden..


Merhaba bebek

2 gün önce ailemize yeni bir birey katıldı.Aslında o daha birey olamayacak kadar küçük ama neyse.3,5 kilogram ağırlığında olan bu miniğimiz sınıflandırılma itibari ile erkek.Ve adı "Miraç"..
İtiraf etmeliyim adına bayıldım.Ve gerçekten görünce çok yakıştığını düşündüm.
Avuç içim kadar başı var.Ve o kadar ufak ki sanki bir camdan bebek gibi kırılı verecek gibi.
Yüzünde sivilceler var anne karnından yeni çıkan bebeklerde olan doğal bir olay.Ve daha dünyaya tam alışmamış kırmızı bir yüz.Melez olduğundan burnu tam bir melez burnu teni zaten melez.
Bu kuzenimin 3.oğlu.
Aslında üzülüyorum 3 erkek çocuk artı eş = 4 erkek.
Bizim evde 3 kız bir annem 4 bayan ve zavallı babam...
Ama babam hiç yakınmaz hatta "ohh be iyi ki oğlum yok sonra onları denetlemek zor olurdu.Kızlarıma höyt diyorum evdeler.." şeklinde konuşur ve hiç bugüne kadar erkek çocuk isteyipte kız olduğumuz için üzüldüğünü duymadım hatta ben kız olayım diye pek dua etmiş.
Ama kuzenimin durumu farklı eşi tarafında full erkek doğum oranı yüksek ve eşinin ailesi özlem ile bir kız bebek bekliyordu.Ve kuzenim deli gibi kızı olsun istiyordu her zaman.
Fakat oğlan,oğlan,oğlan.
Bir bebek gördüğüm an zihnimde ilk duyulan ses şudur;"Dilerim iyi bir insan olursun bebek.Kötülükler senden uzak dursun ve sende kötülük etme.Vatana hayırlı,ailene vefalı ol." derim ve onun için dua ederim.
Kim bilir belki tutar yada tutuyordur.
Bebekler bence insan değil.
Onlar çok başka.
Öyle masumlar ki.Biri bana cennet bebekler gibi kokuyor dese inanırım.Hayatımda bebek kokusu ile kıyaslayabileceğim ikinci tek koku annemin kokusudur.Bu iki koku cennetin kokusu olabilir.
Ama bebekler yüzlerinde bir gülümseme 2.aya kadar görmeyen gözleriyle gülümsemeleri ile başka bir alemde olduklarını gösterirler sanki.
Tam bir bok makinesi oldukları gerçeği.İnanılmaz bir siren kabiliyetleri ile başarılı canlılar.Düşünün dünya üzerinde 7 milyar insan konuşarak anlaşılmazken bebek denilen türün ağlama şekline göre,el hareketi,gülüşüne göre annesi onun mama,bok,gaz,uyku,hastalık sebeblerini anlayabilir.Anlaşması kolay canlılar.
Miraç'ı kucağıma almadım.Zaten annem çok pinpiriklik yapıyor hemen.Birde ablamın bebeği olsa daha rahat olurum ama nede olsa kuzenim fark etmeden bir hata yaparım yanlış olur.
Bu arada Paşam'ın gelmesine şu an itibari ile 6 gün kaldı.Artık sabırsızlıkta son rakteyim.
Benim bebeğim gelsin ve onu kafa aşağı sallandırıp takla attırayım.Tabii ağırlaşmadıysa.
Büyü ve iyi bir delikanlı ol Miraç.
Hoşgeldin.
Miraç ve Audrey'in bebeği birbirine fazla benziyor şu an itibari ile fark ettim..Kopya resmen..


17 Ekim 2012 Çarşamba

Tek aşkı kalbimin

Senmişsin Teyzecim..
Allah'ım bu çocuğu bize verdiğin için şükürler olsun yarabbim..
Sayılı gün geçmiyor.Artık internetten değil canlı kanlı görüp ısırmak,öpmek,koklamak,sevmek istiyorum ya..Hem döve döve sevicem onu..
Teyzesinin aşkısı,erkeği,tariflere sığmaz..
Bir kaç dakika evvele kadar biricik yeğenimle web cam aracılığı ile görüşüyorduk.Bana ballı ballı "Teyzecimmm naber" diyordu.
Öyle güzel Teyzecimmm diyor ki o dudu ağzını kopartmak istiyorum.
Dayanamıyorum ben buna ya gelsin o bebek kokusunu içime çekicem sıkıcam böyle kollarımın arasında "Bebeğimmm" dicem öpcem.
Oda bızıklancak acı içinde.
Şu asık suratımı güldüren canım bebeğim iyi ki varsın seni anan benim için doğurmuş..

Hep hayalim Kerem büyüsün benim ileride çocuklarıma abilik yapsın ve onları hep sevip korusun hatta teyzesinin evinde kalsın,teyzesi yani ben ona bol bol para vereyim hatta ona oda bile kurarım isterse genç odası falan kurarım ilk göz ağrım o benim..
Öyle işte..
Gece gece mutlu oldum..
Dünyada yaşadığım en güzel duygu şimdilik "Teyzeliktir"..
Belki bunda ablamı çok sevmem ve eniştemi çok sevmemde etkili..Ve o yüzden keretayı daha çok seviyorum..
Hadi 9 gün çabuk geç..

Güzel şeylerde var

Güzel şeylerde var aslında.
Hep triptonik falan değilim.
Değilim lan.Arabesk değilim devamlı tamam mı..Evet Ebru Gündeş ve Orhan Gencebay dinliyorum.
Ben buyum evet.
Bir kaç nadide insan evladı var beni kurtaran yaşatan falan yoksa ciddi ölü bir yaratıktan bozma olabilirdim ama hala gülebiliyorum.
Yine olmadı gördünüz mü yine gol değil daha ölmedik.Benden kurtulamadınız yani.
Dokunma evlat abla yorgun (İğrenç insanım)..
Öyle işte hala sevindirik yazı yazamadığım için özür dilerim ben öyle diğer insanlar gibi 1 günde düzelemiyorum.
1 gün götüm sağa oynayıp diğer gün sola oynamıyor.
Böyle iğrenç istikrarlıyım yani.
Bu arada her gün bebeler bana iltifat ediyor şu okulda.
Bir gün takılarım,makyajım,saçım,gözlerim,ağzım yüzüm,cildim,elbiselerim.Yemin ederim bir yerimi incitip kıracağım galiba.
Bu gidişle tüm eşyalarımdan bunlara alıcam şakadan küpe alayım mı diyorum All diye bağırıyorlar tövbe bismillah para yetmez para..
Birde bugün anladım ki Celal Bayar Üniversite değilmiş Ege Üniversitesi gerçekten üniversite ben 2 sene ölmüşüm aslında ya ben hiç yaşamamışım yarabbim..
O yüzden Ege'ye geldiğime sevindim.
Elmalı soda içmeye bayılıyorum ! 



Yalnızlık

Pek kıymeti bilinmiyor bence..Bende kıymetini bilmiyordum önceleri.Ama son 2 aydır anladım değerini.Yalnız geceler..Efkarlı günler..Beni yalnız bırakmıyordu yalnızlık..
Herkesin terk ettiği ben bir tek yalnızlık tarafından sıkıca sarılıyordum.
Önce biraz korkuttu ama sonradan kıymetini anladım.Ben dünyamda yapayalnız bir insanım..Terk edilmiş,kenara itilmiş.Kendi dünyasında çırpınıp duran.Bende varım demeye çalışıp içindeki son kalan hayat neşesi ile coşan kızım.
Bugün okulumda kendime bir yer buldum.Öyle ıssız ki tam bana göre artık başımı dinlemek için gideceğim bir yer var.Yapayalnız kalabileceğim.Nefes alabileceğim bir yer.Büyük bir tesadüf eseri buldum ama buldum.
Gülmek yorar insanı bazen bazen konuşmak.
Aslında yalnızlığın kıymeti pek bilinmiyor.Ben bile bilmedim kıymetini.
Ama artık o ve ben varız.
Mühim değil.
Yarınlara inanıyorum hala..

14 Ekim 2012 Pazar

Hayata borçlu olduklarım

Alışıyorum.Alışmaktayım..
Neden ninja olmuştum.
Çünkü ben savaşıyordum.Hayatla.
Hayat bana türlü insanları getirdi.İyisi ve kötüsüyle hepsini sevdim.Herkesi.
İnsanlar beni lanetliyor olabilir.Belki benden nefret ediyorlar.Ama beni sevenlerde var benim güzelimle ve çirkinimle.En azından rol yapmıyorum ki.Çirkin yüzümle güzel yüzümü bir sunuyorum.Sonradan kimseye ana avrat düz gitmedim mesela.Yani önce canım balım olup sonra ana bacı sövmedim.En azından evet artık bir bayan arkadaşım haricinde ki onun içinde küfür değil ama herkesi af listem içine alsam bile onu almam mümkün imkanda değil.
Ama hayatımın artı ve eksilerini düşününce artıları ağır basıyor.Herkes benden bir şey çaldı sanıyordum.Meğer bana ne güzel şeyler katmışlar.Kimseye hakaret etmemeliyim aslında.Belki insanları kırdım.Tahminen baya kırdığım var ve bu yüzden cehennemde yanabilirim.Ama pişmanım.Fakat zamanı geri alamam.Üzmek istemezdim.Ama insanlar üzgünken akıllı düşünemezler.Tek bahanem hayatta ki böyle bahanemin canı çıksın.Kimin beni üzdüğünü yargılamak için çok geç.Aslında umrumda değil üzüldüm ve bitti.Beni her üzen neyse bitti.Hayatta hep hayallerimiz gerçek olmaz.Rüyalarımızda gördüğümüz,özlediğimiz insanlar bir gün gidebilir tıpkı rüyalar gibi.Geriye sadece güzel anıları saklamak lazımmış.Yoksa insan kendi kendini yer sanırım.
Eskiye bakıp ah etmek şöyle dursun.
Zaman gidiyor.
Biz insanlar buna bende dahil gururdan elbiselerimize sarılırız.Ve bunları çıkartmak istemeyiz.Çıkartmayız.
Victor Hugo'nun dediği gibi;
"Aramızda dağlar denizler
Ve senin o kahrolasıca gururun var.."
hep böyle değil midir ?Gururlarımız belki dağlardan büyük.Hiçbirimiz bir adım atmayız.
Bu yıl benim için zordu.
Önce çok veryansınlar etmiştim buradan.Ciddi anlamda bir ağlama duvarı olmuştu.Sonra kızdım kendime.
Evet birileri benim dünyamı talan ediyordu.Farkındaydım.Ve ben çaresizdim.Her şey üst üste geldi.Ama kendime kızmadığım tek şey aferim diyorum kendime o konuda sonradan hakaret etmemişim.Evet öfke kusmuşum ama aşağılamamışım.
Aşağılamak çok başka şeydir.
Kibarca küfretmekte.
Dönüp bakınca benim keşkem olmamış.İyikilerim olmuş.
Bugün güçlüydüm.Dün güçlüydüm.Tekrar içimde ninja olduğuma dair şeyler hissettim.
Nefes almak güzeldir.
Şarkılarda öyle.
Anılar insanı yorar hele anıların olduğu yerlerdeysen.Ama insan buna da alışıyor.Güzel anılardı.Kirlenmeden dursun orada.Hayat bu! geleceği göremiyor insan.
Geleceğim ne getirecek bilmiyorum ama..Bugün bunları bana yazdırtan hayatımda olan olmayan herkese çok şeyler borçluyum.Ne olursa olsun ağladığımda güldüğümde kimseyi lanetle anmayacağım.Sadece birer eski siyah beyaz film karesinden tebessümlerle anıyorum.


Atilla İlhan-Pia

ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın 
ellerini bir tutsam ölsem 
böyle uzak uzak seslenmese 
ben bir şehre geldiğim vakit 
o başka bir şehre gitmese 
otelleri bomboş bulmasam 
içlenip buzlu bir kadeh gibi 
buğulanıp buğulanıp durmasam 
ne olur sabaha karşı rıhtımda 
çocuklar pia'yı görseler 
bana haber salsalar bilsem 
içimi büsbütün yıldız basar 
bir hançer gibi çıkıp giderdim 

ben bir şehre geldiğim vakit 
o başka bir şehre gitmese 
singapur yolunda demeseler 
bana bunu yapmasalar yorgunum 
üstelik parasızım pasaportsuzum 
ne olur sabaha karşı rıhtımda 
seslendiğini duysam pia'nın 
sırtında yoksul bir yağmurluk 
çocuk gözleri büyük büyük 
üşümüş ürpermiş soluk 
ellerini tutabilsem pia'nın 
ölsem eksiksiz ölürdüm 

Attila İLHAN



**Bir zamanlar eskiden buna Pia'nın laneti derdim..gerçekten lanetli bir şiir olduğuna sonradan emin olmuştum..

Sezai Karakoç-Mona Rosa



Mona Rosa. Siyah güller, ak güller. 
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister. 
Ah senin yüzünden kana batacak. 
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Ulur aya karşı kirli çakallar, 
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
Mona Rosa bugün bende bir hal var. 
Yağmur iri iri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.

Açma pencereni perdeleri çek, 
Mona Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek. 
Anla Mona Rosa ben bir deliyim. 
Açma pencereni perdeleri çek.

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi, 
Bende çıkar güneş aydınlığına.
Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi. 
Seni hatırlatır her zaman bana.
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.

Zambaklar en ıssız yerlerde açar 
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar, 
Işıksız ruhumu sallar da durur.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

Ellerin, ellerin ve parmakların 
Bir nar çiçeğini eziyor gibi.
Ellerinden belli olur bir kadın, 
Denizin dibinde geziyor gibi.
Ellerin, ellerin ve parmakların.

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona. 
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana, 
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.

Akşamları gelir incir kuşları, 
Konarlar bahçemin incirlerine.
Kiminin rengi ak kiminin sarı. 
Ah beni vursalar bir kuş yerine.
Akşamları gelir incir kuşları.

Ki ben Mona Rosa bulurum seni 
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni. 
O masum bakışların su kenarında.
Ki ben Mona Rosa bulurum seni.

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa. 
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza. 
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

Artık inan bana muhacir kızı, 
Dinle ve kabul et itirafımı. 
Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı 
Alev alev sardı her tarafımı.
Artık inan bana muhacir kızı.

Yağmurdan sonra büyürmüş başak, 
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak 
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
Yağmurdan sonra büyürmüş başak.

Altın bilezikler o kokulu ten 
Cevap versin bu kuş tüyüne.
Bir tüy ki can verir gülümsesen, 
Bir tüy ki kapalı geceye güne.
Altın bilezikler o kokulu ten.

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller. 
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister, 
Ah senin yüzünden kana batacak. 
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.  



13 Ekim 2012 Cumartesi

sen


gözlerin hala benim mi 
söyle kimseyi sevmedin mi.. 
ben seni bulamadim 
yüreğim kitli kalbimde 
giden yarim simdi nerde 
ben seni soramadim




Sana ağlayan kimdi 
Seni kim candan sevdi 
Ne hale düştüm şimdi 
Gözyaşlarım anlatır 

Sensizlik neler aldı 
Hayallerim nasıldı 
Senden bana ne kaldı 
Gözyaşlarım anlatır 

                                           
                                                                  Gültanem,birtanem
                                                     Hançer getir vur sinem 
                                                     Senin için can verem 
                                                     Sevdalım, muradım 
                                                     Hançer getir vur kalbim 
                                                     Ömür yetim can yetim 






Nostalji yapalım..

10 Ekim 2012 Çarşamba

oyunlarınız

Ben oyunlarınıza dahil değilim.Beni almayın oyunlarınıza.Ben sizin gibi hayatla hiç oyun oynamadım.İnsanların hayatlarıyla.Çekin ellerinizi üstümden ve beni bu kahrolası cehennemim de yalnız bırakın.Çünkü bir pislik olup yürek yakmaktansa tek başıma ölmeyi planlıyorum.
Birbirimizi anlamayalım.Ama sırt dönmeyelim.Benim olduğum yerde o oyunlarınızı oynamayın çünkü ben inanırım.Güvenirim.
Benimle saklambaç oynamayın.Saklanmayın karanlıklara ve oradan yardım istemeyin çünkü ben gelirim ve sonra kahrolurum belki uçurumdan yuvarlanırım çünkü ben inanırım.
Saf mıyım acaba ben.Kafamda sorun var benim sanırım.
Sırtımı yaslıyorum ya insanlara artık yapmıyorum bakın.Ama yardım istemeyin gelirim biliyorum.Bana üzgün bakmayın dayanamam biliyorsunuz.
Özür dilemeyin inanırım.Yalan olsa bile..
Ve ben bu kahrolasıca yüreğimin içindeki bu bana zarar veren empati denilen zımbırtıdan kurtulmak istiyorum.Bıktım sizin yerinize kendimi koymaktan.Bencil bir kız olmak istiyorum.Sizin gibi.Daha az yara alırım ha.
Defolun.
(buradan amerikan küfürleri havada uçuştu.)

Sen Bilemezsin

Sen bilemezsin ne zorluklar çektiğimi.Bilemezsin çünkü yoktun.Bilemezsin çünkü bunu sen istemiştin.Bense sadece doğru olanı yapıyordum.Çünkü istemiştim ve yitip gitmişti.Sen bilemezsin bir yüreğin içindekileri çünkü korkardın. Ben başkaydım belli ki belki bendim korkunç olan.Ben bilemedim.Benim yürüdüğüm yolları bilemezdin.Bilmiyordun.Güldüğümü bilmiyordun.Ağladığımı bilmiyordun.Yazdıklarımı bilmiyordun.Nereden bilebilirsin.Bilemezsin.
Dünya ikiye ayrıydı kuzey ve güney gibi.Sen bilemezdin ben kuzey sınırlarına yaklaşır öyle uzaktan bakardım.Sonra bir gün bir mayın tarlasına girdim bilmeden.Sen koymuştun ve benim hiç haberim yoktu.Ben bilemezdim elbette.Sevinçlerle bakıyordum yüzüne.Sen bilemezdin çünkü orada yoktun.Gözlerimde yoktun.Benim baktığım yerden bakamazdın.Zordum ben belli ki.Ağırdım.
Bir ses duydum bir şeye basmıştım.Korkarak durdum.Sen bilmiyorsun ben korkmuştum.Korkmuştum gördüklerimden ve göreceklerimden.Ama cesaret ettim ve ayağımı kaldırdım.Kuzeye gelmek çok zordu bilemezsin.
Patladı biliyor musun?.Biliyorsun elbette.İşte sen bunu biliyordun.Canımın yandığını acıyla tuttuğumu kanayan yerlerimi biliyordun.Ağladığımı bilmiyordun.Yardım etmeye gelmedin.Bunu gördüm.Sen bunu bilmiyordun.Ve ben sürünerek döndüm Güneyime..Hiç düşündün mü?Acaba neden oldu diye..Yada sokaklarda..Duyduğun müzikler.Bir koku.Bir göz..
Sen bilemezsin..
Ağır gelmiştim ben.Hırçın,aksi,lanettim..
Ben yapayalnızdım.Bunu biliyordun.Ama gelmedin.Soğuk şehirlerinde kaldın.Ben sıcakta dondum.Benim sadece kanayan yaralarım yoktu hayatta..Buna sende şaşırdın çünkü ben yoktum.Buna bende şaşırdım ben artık bende de yoktum.Ama sen bunu bilmiyordun.
Boş ver bilme en iyisi..
Ben hep kötü.Hep hep soğuk.Ben hep aksi.
Kalayım.
Sen bilme en iyisi.

Düğüm

Bir şeylere alışır gibi oluyorum tamam diyorum düzeliyorum.Ama tam o anda ağzımın ortasında yumruk varmış gibi oluyor göğsüm sıkışıyor ve korkuyorum.Tek başımayken büyük sokaklar kalabalık insanlar içinde bir kafese atılmış ve terk edilmiş gibi oluyorum.Yüreğimde düğüm sanki.
Ne zaman bir umut kıpırtısı olsa yüreğimde içim acıyor.
Boğazımın ortasında bir düğüm.

Sanki bir el var beni yüreğimin derin sularına doğru çekiyor.Besbelli alt etmek beni niyeti.Nefessiz kalıyor ciğerlerim patladı patlayacak sanki.Ağzımdan çıkan hava kabarcıkları ve o ellerden kurtarmaya çalıştığım ben yani kalbim.Biliyorum çok zor.Ama bende vazgeçmedim daha kendimden gerekirse ısıracağım o elleri gerekirse tırmalayacağım kurtulmak için.Yüreğimi serbest bırakmak için.

Yüreğim bedenimin içine hapis edilmiş zavallı gibi.Devamlı bir kaçış peşinde.Ağlayıp duruyor karanlık köşelerde.Ve ona yardım edemiyorum sanki.
İçim düğüm düğüm yine içim büklüm büklüm yine..


8 Ekim 2012 Pazartesi

haddine yuvarlanmak

Yürekli bir kızın bazı Yüreksizlerin omzuna ağır gelir.

Hikaye alıştırması 1-Sonya'nın Zamanı

Gökyüzü şiddetle kavga ediyordu.Belli ki kızdığı bir şey vardı.Yorganın altına saklandı küçük kız.Dizlerini göğsüne çekip elleriyle kenetledi bacaklarını.Oda karanlıktı.Yorganın içinden kafasını çıkarttığında gölgeler ona oyun kurup canavarlar haline geliyordular.Korku ve ter ile tekrar kafasını bir köstebek gibi yuvasına soktu.Sessizce çığlık atıyordu kendi duyabileceği şekilde "Anne anne lütfen elimi tut lütfen.." diyerek sessizce ağlamaya devam etti.Elini yanında duran komidine uzatarak oradan annesinin kızdığı ama hala kullandığı emziğini aldı.Annesi artık 4 yaşında olduğunu ve küçük bir bebek olmadığını artık emzik kullanmaması gerektiğini söyleyen sesi kulaklarında çınlıyordu.Ve bunu düşündükçe daha içten çekiyordu emziği.Artık korkudan emziğini ısırmaya başlamıştı.Saatler hızla aktı..Sabah olmuştu.Sabahları evde olan telaşlar onların evinde olmazdı.Annesi usulca odasına girdi.
"Gene uyumadın değil mi Sonya?"..
"Uyumadım anne.."
"Sana bunda kokulacak bir şey olmadığını söylemiştim.O emziği artık kullanmamalısın.Atmamı mı istiyorsun?"..sinir ve üzüntü karışımı gözlerle bakıyordu..
"Hayır hayır onu atma hayır."derken emziğini alıp geceliğinin içine sokuyordu.
"Peki bu seferlik affediyorum Sonya ama bir daha yaparsan hem yakarım hem atarım.!" Bu sefer annesi gayet ciddiydi.Babası Körfez savaşında görev alan bir Albaydı.Yaklaşık 2 aydır onu görmemişti.Annesi babası gittiğinden beri biraz sinirli olmuştu.
Geceliğini yere fırlattığı gibi en sevdiği fırfırlı kabartılı üstünde sarı ördeklerin yüzdüğü elbisesini giydi.Yakasını annesi örmüştü.Üstünde kuş konmuş bir gül vardı.Annesi ne zaman onu bu elbiseyle görse tüm siniri geçiyordu.Saçlarını tararken buklelerini bir yandan kıvırıyor bir yandan emziğini geveliyordu.Annesi bu sahneyi görürse işi biterdi.Hırsla bir kaç kere daha emziği çekip tekrar komidinin çekmesine koydu.
Annesi mutfakta geceliği ile hala oturur pozisyonda kafası sağa eğik onu süzdü..
"Ne kadar güzelsin annecim gel buraya." dedi.Usulca annesinin kucağına otururken annesi onun saçlarıyla oynuyor,kokluyor,öpüyor.."Canım kızım."diye mırıldanıyordu.
Kucağına alıp onu yemek sandalyesine oturttu.Bir yumurta,domates,salam ve peynir koyup Sonya'nın deli olduğu ballı sütten koydu.Usulca onu izliyordu.Gözleri ara ara dışarı dalıyordu.Birden sanki aklına bir şey gelmiş gibi annesinin yüzü aydınlandı ve ona dönerek.
"Bu hafta sonu dedenlere gidelim mi?"..
Tabii ki dedesine gitmeyi çok isterdi hem bahçede tavşanlarda vardı.Böylece onları kovalayabilirdi.."Gidelimmm."diye çığlık attı.Annesi ağzına bir ıslık tutturmuş evde eşyaları topluyorken Sonya emziğinide almayı ihmal etmedi..
Ve babasının ona aldığı bir dinazoru vardı.Onu çok seviyordu ama öyle sakardı ki oynayarak kırmaktan korkardı..Evet sakar olduğunu biliyordu.Ve bu hastalık acaba ne zaman geçerdi hiç fikri yoktu."Acaba herkes sakar hastası olabilir mi?"baba demişti bir gün babası uzunca bir süre gülüp onu öpmüş ,"Tabii kızım herkes olabilir zamanla geçiyor." zaten demişti babalar ne söylerse doğrudur..
Koşarak merdivenleri 2 şer olarak zıplayarak ve bu çok büyük bir maharettir herkes yapamaz ve Sonya bir defasında 3 merdivenden birden zıplamıştı ve bununla gurur duyardı..
Hemen koltuğa gömülüp siyah beyaz çizgi filmi izlemeye başladı.Bir keresinde babasına "Neden çizgi filmler siyah ve beyaz anlamıyorum halbuki çilekler kırmızı olmalıydı muzlar sarı."demişti babası anlayışla kafasını sallayıp,"Bak bebeğim televizyon bir teknoloji ürünü ve daha o kadar yani renkleri görebilmemiz için gelişkin değil..Tabii ki aslında çilek kırmızı belki sen onu kırmızı hayal edersen siyah beyaz düşünmezsin.." demişti ve evet artık sanki renkliydi her şey hayalinde..


İlk Mim mutluluğu

Hiç mimlenmemiştim.Böyle mimlenmiş deyince güzel Türkçemizin tehlikeleri ortaya çıkıyor.Öncelikle beni mimleyen Miss Eliane buradan canım blog arkadaşımın bloguna ulaşabilirsiniz.Şahsen çok ama çok tatlı bir insan.Yazılarına göz atarsanız eminim sizde fark edersiniz.Kendisini en başından fark ettim.İyiki tanımışım dediğim blog arkadaşlarımdan oldu.
Bu benim ilk mim çalışmam olduğundan kusurlarımı affedin lütfen..Heyecanlıyım biraz..


Sesinizin çok güzel olduğunu farz edin ve ideal sahne performansınızı tarif edin. (Hangi şarkıyı söylerdiniz, nasıl giyinirdiniz, size kimler ya da hangi aksesuarlar eşlik ederdi?)
Öncelikle farz etmeyelim çünkü sesim güzeldir.Ne söylemek istediğime gelince kendime Türkü ve böyle klas şarkıları daha uygun buluyorum bağırıp çağırmadan mırıldanır gibi söylediğim şarkılarda sesimi gerçekten iyi kullandığımı biliyorum.
Fakat aslında zor bir soru fakat ilk performansımı "Yine bir Gülnihâl" adlı nihavent makamı ile yapmayı çok isterdim fakat makamı ve söylenişi inanılmaz zor ve bu şarkıyı kendime göre çok gürleşmeden yorumlamak isterim.Ve bir melek gibi giyinip derin sırt dekolteli ki ben sırt dekoltelerine dayanamam hemen bir sırttan alırdım dekolteyi parlak taşlı bir şaşalı olmayan kolye takardım..

Özel bir gününüzde bir koro ya da özel bir kişi sizin için sürpriz bir parça hazırlamış. Parçanın özelliği: sizi tarif etmesi. Hangisi olurdu?
Bir zamanlar benim için özel olduğunu düşündüğüm biri tarafından yollanmış çok iyi bir parça..
Bu şarkı olurdu çünkü şarkıdaki gibi saçlarım dalga dalga,gözlerim mavi,tenim beyaz,dişim beyaz bundan daha uyumlu bir şarkı olamazdı.Dinlemeyi sevdiğim geçenlerde Fransızca versiyonununda çok güzel olduğunu gördüğüm enfes bir parça..

İçinizde kalmış, söylenmemiş bir takım şeyler var. Uygun şartların bir araya geldiğini hayal edin. O kişiye(yarım kalmış bir aşk, kırgın olduğunuz bir dost vs.) duygularınızı anlatabileceğiniz bir fırsatınız var. Ona hangi şarkıyla duygularınız anlatırdınız?
Öncelikle zor bir soru gerçekten nasıl bir şarkı olurdu.Öyle çok şarkı var ki bir tanesini seçmek zor itiraf etmek istiyorum ki şu an koyduğum şarkı biraz alel acele oldu bir an mp3 ümde gördüğüm tek şarkı bu oldu diyebilirim.Aslında kimseye göndermeye gerek yok ama mime madem cevap vermeliyim o zaman şarkı bu olur.
 

Sizi şuan okuyanlara göndermek istediğiniz parça?
Canım okuyucularım sizin için seçtiğim enfes ötesi şarkıyı sunuyorum.Beni öpeceksiniz.Ben olsam öperim şeker gibi kızım yahu..Karşınızda Sema Moritz-İstanbul Hatırası



Kimleri mimledim?




Pisteki çocuklarınız alın lütfen

Dün kuzenimin düğünü vardı.Şükürler olsun kazasız belasız atlattık.
Kendi saç makyajım ultra kısa sürmesine rağmen önce evdeki tüm hanımlara "bana özendiler" eyelineer çekmek zorunda kaldım.Sonra kardeşimin abla bana oje sür demesiyle kızarak "öğren artık ama" diyerek sürerken annem ve halam bize de demezler mi..3 bordo ojeli oldular.Normalde annem hiç oje sürmez ama çok hoşuna gitmiş olmalı ben çok sevdiğim pembe renk hatta ben ona barbie bebek pembesi(denemek isteyene golden rose 30) diyorum herkesin çok sevdiği ojemi sürmüştüm.
Elbisem zaten çok içime sindi öyle böyle değil.
Sonunda çıktım yola askeri binaya gelince tabii bir süre çantalarda belge ara ara geçen ömrümüz ki aslında 3 dk değildir ama ömür gibi sürdü.
En kötüsü o uzun eteklerimle merdivenlerden çıkmaktı.Ve bir kez daha anladım ki ben iyice büyümüş ya resmen topuklu ile artık düz ayakkabı gibi yürüyorum o an mutlu oldum.
Kuzenle karşılaşınca "makyajın çok güzel eyelineer'ını ne güzel çekmişler." dedi bende göğsüm kabara kabara "kendim yaptım" dedim.Herhalde dünyada bir kadını iltifat aldığı o an ile uzaya giden kadının ruh hali aynı olmalı ikiside tavan yapar..
Neyse birileri şimdi ismi lazım değil yakın akrabam saçlarını yaptırmış sözde ama uzaylı gibi olmuş.(Dikkat çekemeyen bayan profilini andırmaktadır.Buradan anlaşılıyor ki yazan kişi sinirlendirilmiştir aslında..)
Neyse yemekler geldi.Benim leğen gibi mide doyar mı alt tarafı meze tabağıyla bee..Bir an o kadar sandım kahroldum arkadaş.Ardından peş peşe yemekler gelince "aferim doyurun " dedim.
İsmi lazım değil yakın akrabamın böcek kadar yaşı başı ile ben bu yaşımdayım babamın karşısında içmedim ki zaten içmiyorum hiçbir zaman o yaşında şaraplar,rakılar..
İçki yaşı 17 ye düşmüş resmen yazık yazık.Biz öyle bir şey yapcaz varya böyle unutup falan babam gözüyle bitirir.Koca 40 yaşında kuzenlerim babamdan çekinip sigara bile içemiyorlar laa..
Neyse dans müziği çaldı babam tarafından vals'e davet edildim.(Vals,çaça,harmandalı dışında dans etmeyi bilmiyorum.)Ama dans müziği 10 dakikadan fazla sürdü artık benim sağ bacakta bir uyuşma oldu.Kavalye değişimi yaptık bu sefer kardeşim babama geçmişti.Ama içten içe "Off oturcam ben desem ayıp olur mu acaba."diye düşünüyordum artık zaman akıp giderken dayanmadım "otursam olur mu?"..Ve rahatlamıştım..
Bir ara zorlana benim gibi insanı roman havasına kaldırdılar tabi ben sadece ellerimi çırpıyorum..
Kardeşim döktürüyor böyle manyak güzel bir şekilde.
Bu sırada bir felaket oldu.Pişttiiiii..
Bir zevkdaşım ile karşılaşmıştım.O an sevdim onu bir kere zevklerimiz uyuşmuş ne güzel.Taktir ettim onu o an.Canım benim demek istedim.Ama bir yığın kadının olduğu ve kadınlar piştileri affetmez hemen yerime oturdum uslu uslu izlerken bir yandan kafamı kaldırmadan Somali'den gelmiş insanlar gibi yemek yerken ve göbeğinde bir kaf dağı oluştururken elimden tutulup Damat halayına çekildim.Damat halayındaki halay kısmını yapmasamda çok iyi şak şak yapıyorum..
Çok eğlendim.Hiç oynamadığım kadar oynatıldım.
En sonunda pişti olduğum kızda durumumuzu fark etti hemen kocası yada nişanlısı olabilecek beyefendiye doğru kaydı.Diyaloğu tahmin edebiliyorum.
Şükür güzel bir düğün oldu kazasız belasız topukları kırmadan bitirdik..
En son kapanışı 10.yıl marşı ile bitirip eve gelip yataklara uçtuk ve resmen yorgunluktan rüya görmedim..



7 Ekim 2012 Pazar

Değil la

Üst üste yazılar denk geldi ve buradan şu anlamı çıkartmayın sakın sevgili canımdan pek çok sevdiğim yoldaşlarım "bu kız evlenmeyi kafasına koymuş" falan..
Kati suretle düşünmüyorum en azından bir 3 sene falan hiç düşünmüyorum.
Bildiğiniz kart kız olmayı planlıyorum yani.yaş 24-25'e dayanınca ancak yani.21 yaşımdayım daha be..
Hem bir kızı 1000 kişi ister 1(Adem) kişi alır hacılar..


Ömür Gedik Sus!

Dün kınada bir ara izlediğim Altın Portakal ödül töreninde Ömrü Gedik'i şarkı söylerken gördüm ona şunu demek istiyorum.Evet kendi yapmaya uğraştığım daha doğrusu savsakladığım ama anlatmak istediğim şey bu."Sus Ömür çıldırasıya sus!"
Ferhat Göçer hayranı değilim ama bu adam bir kere daha bence bakmalı bir kere bu kadın ile Sinan akçıl bana göre aynı iğrençlikte bildiğin Ajdar bunlar yahu..

6 Ekim 2012 Cumartesi

ellerine kına yakmamış ellerine

Bir kına gecesinin pardon evinin sonuna geldik.
Dün teyzemin kızının evinde kınası vardı.Ben ev kınalarına alışkın değilim ömrüm billah bir kez bile ev kınası görmedim.Biz kına yaptık mı böyle bildiğin bir yığın kadın gelir bir cafe tutarız.Bildiğin cümbüş genelde düğüne gelemeyecek teyzeler kınaya gelerek kendini affettirmeye çalışır falan.Etraf göbek atmaktan parfümlü ter kokar.Zavallı damat o kadar kadın içinde böyle büklüm büklüm olur ama yine de gelin var ya onunla sohbet dans ile günü tamamlar.
Bence kına gecesi düğünden daha güzel.Şaka yapmıyorum o kınanın elden ele dolaşması kızın başının örtülmesi kızın ellerini açmaması falan çok güzel bir adet özellikle o bindallı yok mu.Ona bayılıyorum bir kere onu giymek pek çok kızın hayali olsa gerek..
Benim ablamın kınası çok güzeldi.Eniştem buranın adetlerini bilmediğinden biraz gelmek istememiş ama ablamı kıramamış ve o deneyimi yaşamıştılar.Ve gerçekten çok eğlenmiştik.
Dün tabii ben böyle saçımı topuz yaptım kendim.Bence basit bir yaz elbisesi giyeyim dedim ilk giyeceğim elbiseyi geçen sene giydiğimde diz kapağımdaydı ama dün hadi bunu giyeyim dediğimde bildiğin ultra miniye dönüşmüş olduğunu görüp "Hayırırırırırırırır" çığlıkları attım.Kardeşim buna çok sevinip keh keh güldü çünkü demek oluyor ki kardeşimin göz koyduğu benim güzel elbisem ona kalmıştı hemen giydi ve oldu.O an yıkıldım.Sonra her bayan gibi bin elbise deneyip hayır hayır dedim çok abartılı gelmişti.Bence en az abartılı olanı giyeyim bari diye düşünüp dediğim yazlık elbisemi giydim.Neyse bir gittim yıkıldım yemin ederim.Kafa üstü düşüp ölecektim sanki ben gelin.Gelin sanki ben.
Ben giyinmişim ,gelin böyle pijama,terlik,televizyon.Kendisi de espri yapıp "oh iyi bindallıya sana giydiririm deyince(Not:hiç bindallı giymedi hatta bindallısı bile yoktu :/ ) "yok artık neden ben yaaa" diye sızlandım.Çok moralim bozuldu aslında abartılı giyinmediğimi biliyorum ama o kadar paspal gelinin karşısında durunca moral yerde.
Sonra 3 er 5 er yaşlılar olsun gelinin arkadaşları olsun geldiler.Herkes ev haliyle gelmiş.Sadece ablası ve kuzenim biraz şaşalı giyinmişti o biraz içime su serpti.Yoksa babamı arayacaktım resmen.
Bu arada gelen tüm teyzelerle sohbet ediyordum.
Canım annanem alzhemir hastası olduğundan kadınlara 20 kere "bunlar benim torunlarım onları çok seviyorum çok hanım gibi hanımdırlar aynı anneleri." demiş ve belki 20 kere annem için "bu kızım çok uysaldır kızları da kendine çekmiş bunların bir ablaları var uzağa gitti beyi subay pek tatlı oğlu var temizlik yapıyor." dedi ki bunları en azından ablamı hatırlaması ,eniştem ve yegenimi hatırlaması bizim için büyük lüks çünkü teyzemi hatırlamıyor hatta "sen benim annem misin?"diyor ama annemi görünce klink anımsıyor.
Kına zamanı geldi iki tur döndük bitti işte o an moralim bozuldu.Bizde kız ellerini kapar açmaz kayınvalide gelir kızın elini açıp bir yarım yada tam altın koyar avucuna ama o görev teyzeme düşmüştü oğlanın anası teşrifte bile bulunmamış ki çok yakında oturuyor.Ablamın kınası ne güzeldi kadın İstanbul'dan gelmişti ne kadar tatlı..
Sonra sadece yiyecek yedik öyle sıkıldım yani..Kös kös oturdum bitse de gitsek diye saatleri saydım falan.
Ve eve gelir gelmez kafa üstü düştüm yastığa.
Birde en kötüsü sıra sana geldi demeleri ve gerçekten haklılar çok pis moralim bozuldu.Resmen tek başıma mı evleneceğim la :) Bu oğlan gibi yaparım bende süper..




5 Ekim 2012 Cuma

Savaşma Sev(işte)

Neden savaşırız?
Savaş her zaman fakir,orta sınıf aileleri vurur.Ölecek olan ,yuvaları yıkılacak olan onlardır.Gemiciği olanlar emir verir!Haydi ölün..
Onlar cephede savaşmazlar hatta çocukları da savaşmaz olan halka olur.Sözde "halk için her şey"derler ama ölen her zaman halktır..Cevap verin bu nasıl perhiz bu nasıl lahana turşusu?
Savaşmayalım.Savaş istemiyorum.Sevelim..
"Savaşa Hayır" deyince jop yemeyelim.Polis bizi korusun, dövmesin.Safları zenginler olmamalıydı..
Sevdiklerimiz ölmesin.Binalar yıkılmasın.
Analarına hürmetimden demek istemediğim adamlar sevinmesin.Emperyalizm kazanmasın.Kukla Türkiye gidip Amerika için savaşmasın.
Hatta savaşmayalım hiçbir zaman..
Adam gibi yaşayalım.Deveye diken insanı...... yaranırmış derler..Ey Türk halkı size de bu mu yaranıyor.Yüzde 51 savaşsın madem.Onlar cepheye gitsin madem isteyen sizsiniz. Parlamentodaki 320 Nato mermerler gitsin..

                                          Savaşma SevişTe

Babam da sağ olsun. Sevdiğim insanlarda sağ olsun. Yaşanılacak çok şey var.Hayatımı yıkılan ev.Vurulan çocuklar,tecavüz edilen kadınlar,ayrılan sevgililer görerek geçirmek istemiyorum.Hangi uzuvunla beni dinliyorsan orana sesleniyorum"Savaş İstemiyoruz!"..Oranla dinle..Unutma koyun bir millet var karşında kabul ama hepsi değil..